Perşembe 24 Mayıs 2012

Klasik Türk sanat müziği ve Türk Halk Müziği Sanatçılarımız

Adile Karatepe
Ömer Şatıroğlu
Tanburî Cemil Bey
Feyzi Halıcı
İsmail Olgay
Abdi Altınbaş
Ahmet Gazi Ayhan
Tevfik Fikret
Lütfiye Özer
Oğuz Özvardar
Süleyman Erguner
Edip Akbayram
Necmettin Yıldırım
Deniz Ketencoğlu
Gülcan Kaya
Sabahattin Hizmetli
Coşkun Açıkgöz
Yılmaz Bilgin
Cengizhan Sönmez
Önceki
21-04-2012
14-08-2011
02-08-2011
02-08-2011
03-08-2011
14-08-2011
30-07-2011
03-08-2011
14-08-2011
03-08-2011
02-08-2011
14-08-2011
03-08-2011
25-11-2011
03-08-2011
03-08-2011
03-08-2011
Sonraki

Sitemdeki Türk sanat müziği şarkılarının şairleri

Tevfik Fikret

tevfik-fikret-02Tevfik Fikret, 24 aralık 1867 tarihinde İstanbul'da dünyaya geldi. Asıl adı Mehmet Tevfik'tir. Çocuk yaşta annesinin ölümü, onu hayatı boyunca etkiledi. Ortaöğrenimini önce Mahmudiye Rüştiyesi'nde, sonra da Galatasaray Sultanisi'nde yaptı. Burada Recaizade Ekrem'in öğrencisi oldu. Duygulu kişiliği, onu genç yaşlarda şiire yöneltti.Sanatı, yaşamının odağına yerleştirmiş bir insandır Tevfik Fikret. Onun yaşamında edebiyat, resim ve mimari ömrü boyunca hep iç içe olmuştur. Şiirleriyle resmi, resmiyle mimariyi ömrünün sonuna dek bir arada sürdürmüştür. Bu çalışmalarında hep kişisel çabasıyla yol almıştır.

Kendi dönemine kadar Türk şiirinde birtakım değişiklikler başlatılmış olsa bile, değişmeler şiirin anlamına yönelik olup Divan edebiyatı geleneği, şiirin biçiminde yaşamayı sürdürmekteydi. O, Türk şiirinin yalnızca anlam yönünden değil, biçim yönünden de değişmesi gerektiğine inanmıştı. Yönü batıya dönük bir aydının batının rüzgârına kendini vermesi sonucuydu bu değişiklikler. Ondaki değişikliklerin kaynağı batı düşüncesiydi. O, belli kalıplar altında yaşayamayan " Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür bir şairim." diyen karakterde bir aydındı. Bu nedenle kendisini sınırlayan biçim öğelerini de değiştirmesi gerekiyordu. O da değişimin öncülerinden oldu. Tanzimat'ın birinci dönem aydınlarının başlattığı hareketin bayraktarlığını alarak farklı mecralara götürmeyi başarabildi. Divan şiirinde kullanılan müstezat nazım biçiminin yapısını değiştirerek kullandı ve bu yeni biçim daha sonra serbest müstezat olarak adlandırıldı. Tevfik Fikret'in bu yeniliği kendisinden sonra gelişecek şiirdeki yeniliklerin de öncüsü oldu. Bu biçim değişikliklerini "Senin Yerinde, Bir Levha İçin, Terennüm" gibi şiirlerde görmek mümkündür.

1888'de Galatasaray'ı bitirdikten sonra Hariciye Nezareti İstişare Odası'nda (Dışişleri Bakanlığı Enformasyon Dairesi) kâtip olarak göreve başladı. Yeterince çalışmadan para aldığı gerekçesiyle buradan ayrıldı. Daha sonra tekrar çeşitli memurluklarda bulundu. Ek iş olarak Ticaret Mekteb-i Alisi'nde hat ve Fransızca öğretmenliği yaptı. 1891'de Mirsad dergisinin açtığı şiir yarışmasında birinciliği kazandı. 1892'de Galatasaray Sultanisi'nin ilk bölümüne Türkçe öğretmeni olarak atandı. 1894'te Hüseyin Kâzım Kadri (1870-1934) ve Ali Ekrem Bolayır'la (1867-1937) birlikte Malûmat dergisini çıkartmaya başladı.

Önce İnziva Sonra Robert Kolej

1895'te hükümetin bütçede kısıntı yapma gerekçesiyle memur maaşlarının yüzde onunu kesmesine tepki olarak Galatasaray'daki görevinden istifa etti ve inzivaya çekildi. 1896'da, eski öğretmeni Recaizade Ekrem'in aracılığıyla Servet-i Fünun dergisinin yazı işleri yönetmenliğine getirildi. Aynı yıl Robert Kolej'e Türkçe öğretmeni olarak tayin edildi.

Toplum'dan Kaçış ve Yeni Zellanda Hayali

Sultan Abdülhamid Han yönetimine muhalif olan Batıcılar, muhalefetlerinde uzun süre başarı sağlayamayınca bu durum onları toplumdan kaçış düşüncelerine sürükledi. Ve Tevfik Fikret'teki "inziva" düşüncesini daha da derinleşti. Bu düşünce, Servet-i Fünun öbür yazarlarınca da benimseniyordu. Bir ara hepsi birlikte Yeni Zelanda'ya gitmeyi, daha sonra Hüseyin Kâzım'ın Manisa'nın bir köyündeki çiftliğine yerleşmeyi düşündüler. Ama Fikret'in "Yeşil Yurt" şiirinde de açıkça görülen bu sıla ütopyası ve birlikte yaşama özlemi bir türlü gerçekleşmedi. Servet-i Fünun'cular arasında görüş ayrılıkları başlamıştı. Bazıları dergiden ayrıldılar. Bir süre sonra Fikret de derginin sahibi ile anlaşamayarak yazı işleri yönetmeliğini bıraktı.

Robert Kolej ve Aşiyan

Bütün zamanını Robert Kolej'de geçirmeye başladı. 1901'de "inziva" düşüncesini gerçekleştirmek amacıyla Rumelihisarı'nda Robert Kolej'in yamacında, planlarını kendisinin çizdiği Aşiyan adlı evi yaptırmaya başladı. Bugün Tevfik Fikret Müzesi olan Aşiyan 1905'de tamamlandı. Fikret, eşi ve oğlu Haluk'la birlikte buraya yerleşti. Çok az insanla görüşüyordu. "Sis", "Sabah Olursa", "Bir Lahza-i Taahhur" bu dönemin ürünleridir. Bu arada babasının, arkasından da, kızkardeşinin hayatlarını kaybetmesi onu çok etkiledi. Bu döneminde, özgürlük getireceğine inandığı İttihat ve Terakki'yi destekliyordu. 1908'de de, II.Meşrutiyet'in ateşli savunucuları arasına katıldı.

tevfik-fikretİttihad ve Terakki'ye de Muhalif Oldu

Meşrutiyet'ten sonra "inziva"sından çıktı, eski arkadaşlarıyla barışarak, Hüseyin Kâzım ve Hüseyin Cahid'le birlikte Tanin gazetesini kurdu. Ama, gazete İttihad ve Terakki'nin yayın organı durumuna getirilmek istenince buna karşı çıkıp, Hüseyin Cahid'le kavga ederek oradan da ayrıldı. Yeni Yönetimin önerdiği maarif nazırlığı görevini de geri çevirdi. Bu göreve getirilen Abdurrahman Şeref'in çağrısıyla, Galatasaray Sultanisi'nin müdürü oldu bir süre önce yanmış olan okulun onarımını üstlendi. Bu arada, toplantı salonunu mescitin üstüne yaptırdığı gerekçesiyle ağır eleştirilere uğradı. O günlerde 31 Mart Olayı patlak verdi. Fikret olayı protesto amacıyla önce kendini okulun kapısına zincirle bağlattı, ertesi gün de istifa etti. Ancak öğrencilerin ve maarif nazırı Nail Bey'in ısrarlarıyla tam yetkili olarak göreve döndü. Ama sekiz ay sonra, yeni maarif nazırı Emrullah Efendi'yle anlaşamayarak bir daha dönmemek üzere Galatasaray'dan ayrıldı. Darülmuallimin ve Darülfünun'daki görevlerinden de istifa etti ve yeniden Aşiyan'a çekildi. Artık, İttihad ve Terakki İktidarına da muhalif olmuştu. 1912'de meclisin kapatılması üzerine, bu olayı meclisin 1878'de (Hicri tarihle 1295'te) kapatılmasına benzeterek "Doksan Beşe Doğru" şiirini yazdı. Bunu "Han-ı Yağma", "Sancak- Şerif Huzurunda" gibi şiirler izledi. İttihad ve Teraki'nin fedailerince izlenmeye başlandı. Modern pedagoji ilkelerine uygun bir okul açmak, yeni bir edebiyat dergisi çıkartmak gibi tasarıları olduysa da bunları gerçekleştiremedi. O günlerde, ağır şeker hastalığına yakalanmış olduğu anlaşıldı. 1914'te kolu şiştiği için bir ameliyat geçirdi. Tedaviye yanaşmaması sonucunda hastalığı iyice artarak ölümüne neden oldu. 19 Ağustos 1915'te İstanbul'da öldü.

Eserleri:

  • Ribab-ı Şikeste,
  • Haluk'un Defteri,
  • Rübab'ın Cevabı,
  • Şermin,
  • Tarih-i Kadim.

Sitemdeki şarkılardan güftesi Tevfik Fikret'e ait olanlar:

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Kimler Sitede?

327 ziyaretçi ve Sıfır kullanıcı çevrimiçi