Perşembe 24 Mayıs 2012

Klasik Türk sanat müziği ve Türk Halk Müziği Sanatçılarımız

İnci Çayırlı
Emin Ongan
Emre Demir
Kemâl Caba
Yıldırım Bekçi
Ali Erköse
Muazzez Ersoy
Hüseyin Mayadağ
Ahmet Özhan
Muzaffer İlkar
Özdem Çevik
Basmacı Abdi Efendi
Leman Sam
Yılmaz Karakoyunlu
Sabahattin Gülümser
Talât Er
Abdülbâki Gökçen
Salih Turhan
Müzeyyen Senar
Önceki
03-08-2011
30-07-2011
17-08-2011
14-08-2011
03-08-2011
30-07-2011
03-08-2011
31-07-2011
03-08-2011
01-08-2011
03-08-2011
14-08-2011
14-08-2011
14-08-2011
03-05-2012
Sonraki

Sitemdeki Türk sanat müziği şarkılarının şairleri

Enderûnî Vâsıf

Enderun'da yetiştiği yâni, çocukluğunda sa­raya alınarak eğitim, öğrenim gördüğü için Enderûnî, Enderûnlu sıfatı ile anılan Vâsıf'ın asıl adı Osman'dır. Doğum tarihi bilinmiyor.

Hâcegân sınıfına geçip Bolayır'da Süleyman Paşa ( Şehzade Süleyman) vakfının mütevellisi olduğu 1818 yı­lına kadar sarayda kalmıştır. Bu arada Selim III. dev­rinden itibaren hünkâr başlalalığı, peşkir ağalığı, anah­tar ağalığı, kiler ağalığı gibi oldukça yüksek saray hiz­metlerinde bulunmuştur.

1824 yılında oldukça yaşlı iken İstanbul'da ölen Vasıf'ın hayatı hakkındaki bilgilerimiz yeterli değildir. Eserlerinin tamamı da elimize geçmemiştir. Keçecizade İzzet Molla tarafından düşürülen ve Vâsıf'ın mezar taşına da yazılan:

Mîr-i Vâsıf dem-i fevtinden olunca agâh
Yaktı asarını cân-ı ehibbâ gibi âh

beytinden anlaşıldığına göre, eserlerinin bir kısmını yakmıştır. Yakılan bu şiirlerin elimize geçenlerden daha açık açık olduğundan şüphe edilemez. Estetik değerleri açı­cıdan kayıp sayılmasa bile, o şiirlerin Vâsıf'ın çağındaki telâkki ve yaşantıya ışık tutması bakımından yakılmış olmalarına üzülmek gerekir.

Vâsıf kadar beğenilmiş ve yine Vâsıf kadar yerilmiş şâir sayısı pek azdır. Beğenilmiş diyoruz; çünkü, Vasıf ın şarkılarının, şiirlerinin çağında büyük rağbet gördüğünü biliyoruz. Yerilmiş diyoruz; çünkü, Vâsıf hem açık saçık eserleri yüzünden, hem de divan şiiri değer ölçüleri içinde iyi bir şâirde aranan niteliklere sahip olmamasından sık sık eleştirilmiş, beğenilmemiş, değersiz bir şair sayılmıştır.

Şayet dîvân şiirinin klâsik ölçüleri ele alınırsa Vasıf'a ikinci, hattâ üçüncü derecede bir şâirdir demekten başka çâre yoktur. Dili, sâde ama kusurlu, esprili fakat basittir. Teknik itinalı değildir. Hele bütün güzelliği yok gibidir. Vâsıf'in şiiri çirkin fakat çarpıcı yanları bulunan bir sokak yosmasına benzer; ne kadar iyi giyininse giyinsin davranışları kibar muhiti içinde sırıtır. El öperken ayak çiğner. Bu yüzden de:

Ümid-i mağfiretle der-geh-i ihsanına geldim
Günâhım yüklenip mânend-i merkeb ya Resululldh

beytinde olduğu gibi çoğu zaman hezle kaçar ve dîvân' şâiri için zevksizlik örnekleri teşkil eder.

Madalyonun bir tarafı böyledir. Diğer tarafına ge­lince; Vâsıftaki kusurlar çoğu zaman bile isteyerek işlen­miş kusurlardır. Bunların en büyük kısmı şâirin yeter­sizliğinden ileri gelmez. Tuttuğu yolun, kişisel eğilimleri­nin gereğidir. Önce hatırlamak gerekir ki Vâsıf, Nedim ile Enderunlu Fazıl'ın yolundadır. O, mahalleyi, sokağı, halkı dîvân şiirine sokmaya çalışan adamdır. Genellikle Vâsıf ın şiirinde, çağının orta tabaka insanının duyuşu, zevki, dili, kültürü, telâkkileri hâkimdir.

Vâsıf, halk de­yimlerine, günlük konuşma diline düşkündür. Günlük hayat modasıyla, kumaş cinsleriyle, kadın-kız telâkkisiyle; Binicilik, cirit, ok atma gibi spor deyimleriyle; kayığı, entârisi, yarım pabucu ve semt adlarıyla onun şiirinde yer alır. Esprilerin kabalığı da günlük hayattan alınma­sı sebebine bağlanabilir. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın dediği gibi, Vâsıf, ın nitelikleriyle dîvân şiirimizde boy gösteren bir Hüseyin Rahmi Gürpınar müjdecisidir. Aşkı tamamen cismani aşktır. Karşımızda uçarı bir çapkın vardır. Vâsıf için amaç bu malzemeyi kullanmaktır. İşte bu şekilde Vâsıf halka yak­laştığı için şiirleri geniş kitleler tarafından okunmuş, sevilmiş, aranmış, şarkıları dilden dile dolaşmıştır. Vâ­sıf ın halk şâiri olmak istemediğini belirtmek yersizdir. Çünkü o ne yaptı ise, sonuç olarak dîvân şii­rinin sınırları içinde yapmıştır.

Vâsıf, Nedîm yolunda ileri bir aşamadır. Fakat Ne­dîm gibi zevk ve kültür süzgecini ustaca kullanamadığın­dan sık sık zevksizliğe, bayağılığa düşmüş, estetik ölçü­leri yitirmiştir. Ayrıca Nedîm kudretinde bir şâir de de­ğildir. Ancak şiirlerine yazılan nazirelerin onunki kadar başarılı olamaması Vâsıf ın da orijinal bir yanı olduğu­nu gösterir. Kaynak: edebiyatsanat.com

Gazel

Kime mecburum o sîmîn-bere sor sorma bana
Derdim ol şûh perî-peykere sor sorma bana
Âştkın kaametini cevr ile kim dâl iîdi
Şu duran dil-ber-i dal-hançere sor sorma bana
Doğrusu âşıkı sevmez mi sever mi bilemem
Ânı sen var o kadi ar ara sor sorma bana
Seni sayd eyleme mümkin mi didim dil-dâra
Didi bin nâz ile sîm ü zere sor sorma bana
Dehenin dün gice kim öpdü uyurken bilemem
Âşıkın ağzın ara âhere sor sorma bana
Pek kes-â-kes veremem sana cevâb ol şuhun
Geldi mi hatt-ı ruhu berbere sor sorma bana
Geldi mi âleme Vâsıf gibi erbâb-ı suhenî
Oku dîvânını şairlere sor sorma bana

Sitemdeki şarkılardan güftesi Enderûnî Vâsıf'a ait olanlar:

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Kimler Sitede?

217 ziyaretçi ve Sıfır kullanıcı çevrimiçi