Kategori Arşivi E – Harfi ile başlayan türküler

Erzurum çarşı pazar – Sarı gelin

Bu Erzurum türküsünün; ayrıntılı bilgileri, videosu, sözleri ve notası.

Yöresi Erzurum
Kaynak kişi Faruk Kaleli
Derleyen ve notaya alan
Muzaffer Sarısözen
Söyleyen
Nusret Yılmaz

Türkünün sözleri:

Erzurum çarşı pazar (Neynim amman aman neynim amman aman Neynim amman aman sarı gelin)
İçinde bir kız gezer
(Hop ninen ölsün sarı gelin aman sarı gelin aman sarı gelin aman suna yârim)
Elinde divit kalem (Neynim amman aman neynim amman aman neynim amman aman sarı gelin)
Katlime Ferman Yazar (Hop ninen ölsün sarı gelin aman sarı gelin aman sarı gelin aman suna yârim)

Palandöken yüce dağ (Neynim amman aman neynim amman aman neynim amman aman sarı gelin)
Altı mor sünbüllü bağ (Sarı gelin aman sarı gelin aman sarı gelin aman suna yârim)
Seni vermem yadlara (Neynim amman aman neynim amman aman neynim amman aman sarı gelin)
Nice ki bu canım sağ (Sarı gelin aman sarı gelin aman sarı gelin aman suna yârim)

Türkünün notası:

sari-gelin-01sari-gelin-02

Eşkiya dünyaya hükümdar olmaz

Bu Sinop türküsünün; ayrıntılı bilgileri, öyküsü, videosu, sözleri ve notası.

Yöresi Sinop
Kaynak kişi Sabahattin Ali
Derleyen Turan Gökmenoğlu
Söyleyen
Edip Akbayram

Türkünün öyküsü:

Rize’nin şimdiki adı Portakallık olan Haldoz mahallesindeki bir düğünde, kardeşinin bıçakla karnından yaralanması üzerine, kendisine haber verilen Sandıkçı Şükrü, olay yerine giderek kardeşini kanlar içinde buluyor ve kardeşini yaralayan Abdi Ağa’nın uşağını (bir anlatıma göre de Abdi Ağayı) orada vuruyor. Bu olay üzerine hapishaneye düşen Sandıkçı Şükrü, bir süre sonra bazı arkadaşlarıyla birlikte hapishaneden kaçıyor ve dağa çıkıyor.

Sandıkçı Şükrü, dağa çıktıktan sonra, yönetimle işbirliği yaparak, kendisini hileyle zehirlemek isteyen biriyle, karısı Fadime’yi elinden almak isteyen başka birini de öldürüyor. Sandıkçı Şükrü’nün adı bu olaylardan sonra daha da yaygınlaşıyor. Fakirlere bir şey yapmaması, zenginlerle mücadele etmesi yüzünden, halk tarafından da seviliyor ve destekleniyor. Bu ve benzeri erdemleri yüzünden kendisine yardım edenler çoğalıyor.

Sandıkçı Şükrü’nün türküde adı geçen Perilizade adında zengin birine haberler göndererek, yoksullara mısır dağıtmasını istediği, yoksa kendisini cezalandıracağı tehdidinde bulunduğu söylenir. Nitekim Sandıkçı Şükrü’nün isteğini yerine getirmeyen Perilizade’nin mısırlarını adamlarına toplattırdığı ve yoksullara dağıttırdığı yaşlılarca da anlatılır.

Rize’nin Camiönü (Arkotil) mahallesinden Hüseyin Kutlu adında Sandıkçı Şükrü dönemine yetişmiş bir yaşlı “Çevrede başı belaya giren Sandıkçı’nın yanına geliyordu. Sandıkçı hem geleni koruyor, hem yardım ediyordu” diyor.

Kardeşiyle birlikte, türküde adı geçen Urusba (şimdiki adı Uzunkaya) köyünde eski bir kahvede otururken, zaptiyeler çevresini sarıyorlar. Zaptiye Çavuşu Abbas Çavuş, Sandıkçı’nın teslim olmasını istiyor, ancak Sandıkçı kabul etmeyerek Abbas Çavuş’tan çekip gitmelerini istiyor. Zaptiye Çavuşu da bunu kabul etmeyince çatışma çıkıyor. Sandıkçı ve kardeşi, Zaptiye Çavuşu ile birkaç zaptiyeyi öldürerek kaçıyor.

Sandıkçı Şükrü’nün bu olaydan sonra bir ara yakalanıp zincire vurularak batıya gönderildiği fakat kapatıldığı yerden atlayıp Rizeli sandalcılar tarafından kurtarıldığı anlatılır. Sandıkçı Şükrü’nün Sinop kalesinde tutukluyken denize atladığı ve kurtulduğu anlaşılıyor.

Sandıkçı Şükrü’nün yakalanmaması ve her geçen zaman içinde daha çok halk desteği sağlaması üzerine, Trabzon Valisi Kadir Paşa önemli sayıda adam toplayarak, Sandıkçı’nın üzerine gönderiyor. Sandıkçı’nın üzerine gönderilen süvariler, kolcu kayıklarının reisi Varilcioğlu Sadık’ı da yanlarına alıyorlar. Sandıkçı Şükrü Of ilçesinin İkizdere köyü yakınlarındaki Sanlı adlı bir mezrada bir yaşlı kadının evinde otururken ihbar ediliyor. Çevresi atlılarca sarılıyor. Varilcioğlu da yanlarında.

Sandıkçı Şükrü teslim olmak istemiyor. Fakat eskiden tanıştığı Varilcioğlu Sadık teslim olursa öldürülmeyeceğini söyleyerek onu ikna ediyor. Sandıkçı Şükrü de buna inanarak teslim oluyor. Fakat Varilcioğlu ile zabtiyeler, teslim olarak önlerinde yürüyen Sandıkçı Şükrü’yü arkadan kurşunlayarak öldürüyorlar.

Türkülerden, gövdesinin şehre getirilerek halka gösterildiği anlaşılıyor. Sandıkçı Şükrü’yü doğrudan gören ve tanıyan Refii Cevat Ulunay, ondan “Yaptıklarına pişman olmuş, fakat affedilmeyeceğini bildiği için teslim olmayan mert bir insan” olarak sözediyor.

Türkünün sözleri:

Sene 1341 nefsime uydum
Sebep oldu şeytan bir cana kıydım
Katil defterine adımı koydum
Eşkiya dünyaya hükümdar olmaz

Sen üzülme anam dertlerim çoktur
Çektiğin çilenin hesabı yoktur
Yiğitlik yolunda üstüme yoktur
Eşkiya dünyaya hükümdar olmaz

Çok zamandır çektim kahrı zindanı
Bize de mesken oldu Sinop’un hanı
Firar etmeyilen buldum amanı
Eşkiya dünyaya hükümdar olmaz

Sinop kalesinden uçtum denize
Tam üç gün üç gece göründü Rize
Karşıki dağlardan gel oldu bize
Eşkiya dünyaya hükümdar olmaz

Bir yanımı sardı müfreze kolu
Bir yanımı sardı Varilcioğlu
Beşyüz atlı ile kestiler yolu
Eşkiya dünyaya hükümdar olmaz

Türkünün notası:

eskiya-dunyaya-hukumdar-olmaz